Avrupa’nın Mültecilere Bakışı

Avrupa’nın Mültecilere Bakışı

Mülteci; 1951 tarihli Cenevre Sözleş- mesi’nde “ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan veya söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen her şahıs”1 olarak tanımlanmıştır.

Tanımda belirtilen unsurların dışında, bugün savaş, kıtlık, doğal afetler gibi nedenlerle de milyonlarca insan yerlerinden edilmiş veya olmuş ve maalesef geri dönemeyecekleri bir yolcuğa çıkmıştır. Arkalarında yıkık şehirler, terör, kaos ve savaşı bırakan bu insanlar, vatanlarından canları pahasına kaçarken, kendi ülkeleri nezdinde en iyi ihtimalle muhalif sayılmaktadırlar. Bu da onların geri dönmelerini güçleştirdiği kadar çıktıkları tehlikeli yolculukta, hukuki ve siyasi koruma olmaksızın, istenmedikleri bir ülkeden yine istenmedikleri bir başka ülkeye doğru savrulacakları anlamına gelmektedir.

Bu manada mülteci/sığınmacıların ortak sorunu, vatandaşlık bağı ile bağlı oldukları devletlerinin, dünyanın neresinde olursa olsun vatandaşına sahip çıkması görevini yerine getirmesi bir yana, bazı durumlarda bu insanların bulundukları ülkelerde dahi yakalanmaları ve cezalandırılmaları yönünde çalışmalar yürütmesidir.

İndir PDF 1.7 MB