20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü, 1989 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesiyle birlikte çocuk haklarının yasalarca tanınmasının kutlandığı bir gündür. Çocuk hakları ve bu haklara ulaşamayan çocuklar hakkında farkındalık oluşturmak bu günün kutlanma amaçları arasında yer almaktadır.

Çocuk hakları, bütün çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, yaşama, barınma haklarının yanı sıra fiziksel veya psikolojik sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çocuk Hakları Sözleşmesi, 197 ülkenin onayı ile insan haklarına ilişkin sözleşmeler içinde “en fazla imza atılmış” insan hakları belgesi olma özelliğini taşımaktadır.  Ne yazık ki yürürlük tarihinden itibaren tam 30 yıldır her gün daha fazla ihlal edilmeye devam etmektedir.

Sözleşmeyle çocuk haklarının korunmasının amaçlanması ve taraf devletlerin bu hakların hayata geçirilmesi için yükümlülüklere uymalarının hükme bağlanmış olması yalnızca uluslararası bir metnin satırları arasında sıkışıp kalmıştır.

Geçen zaman içinde çocuk haklarındaki olumlu gelişmelere dair değil, çocukların maruz kaldıkları ölüm, işkence ve istismarı duyurma ve önlemeye dair eylemlerde bulunmak zorunda kalmaktayız. Milyonlarca çocuk temel haklarından yoksun bir şekilde savaş, göç ve yoksulluk gibi olumsuzlukların tam ortasında yaşamını sürdürmeye, büyümeye çalışıyor.

Maalesef savaş; milyonlarca çocuk için gündelik hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. Milyonlarca çocuk başka bir yaşam hakkı tanınmayarak savaşın ortasına doğmuş, ya da savaşların ortaya çıkışıyla dünyası alt üst olmuştur.

Raporlara göre dünya üzerinde 28 milyon mülteci çocuk bulunmaktadır. Bu çocuklar, maruz kaldıkları olumsuzluklar ve insanlık dışı muameleler sonucu kendi evinde, kendi vatanında yaşayamamakta, eğitim görememekte ve yaşıtları gibi sağlıklı koşullarda hayatlarını sürdürememektedir. Kimi zaman aileleriyle birlikte kimi zaman ise tek başlarına göç etmeye zorlanan çocuklar, yeni yuva arayışı ile engin denizleri aşmaya çalışırken ise hayatlarını kaybetmektedir.

Avrupa ve Amerika’nın mültecileri tehdit olarak görmesi nedeniyle bugün Akdeniz, mülteci çocuk cesetleriyle dolu bir mezarlık haline gelmiştir. Bu vahim durum ise ne çocukların seçimi ne de kontrolü dâhilindedir.

Mülteci çocukları bekleyen en büyük tehlike ise insan ticareti yapan çetelerdir. Her 200 çocuktan 1’inin mülteci olduğu günümüz dünyasında ayrıca her yıl 70 bin devletsiz çocuk doğmaktadır. Bunun yanı sıra 2015 ve 2016’da ülkelerinden göç etmek zorunda olan 80 ülkede kayıtlı en az 300 bin çocuğun ailesinden ayrı olduğu biliniyor. Suriye savaşı nedeniyle son yıllarda en fazla göç alan ülkeler arasında olan Türkiye’de 1,7 milyondan fazla mülteci çocuk bulunmaktadır.

Ayrıca dünya üzerinde her gün 15 bin çocuk önlenebilir hastalıklardan ölmekte, 155 milyon çocuk yetersiz beslenmekte ve her 5 çocuktan biri okula gidememektedir.

Tüm dünyada, 5 ile 17 yaş arasında olup okula gitmeyen çocuk ve genç sayısı toplam 303 milyonu bulmuştur.

Birçok ülke ise yaşanan hak ihlallerine gözünü kulağını kapatarak yeryüzünde insanlığın geleceğinin, yalnızca kendi çocuklarının korunmasında, eğitilmesinde olduğunu düşünmektedir. Ve nihayetinde acımasız ve bencil politikalarıyla kendinden başkasına yaşam hakkı tanımayan adaletsiz toplumlar oluşturulmaktadır.

Mülteciler konusunda misafirperverliğiyle tarihe mâl olacak bir duruş sergileyen Türk halkı içerisindeki bazı kesimler dahi, ülke içi siyasi ve ekonomik krizlerin de etkisiyle, sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik yapının giderek değişmesinin sebebini yalnızca mültecilere bağlayarak rahatsızlığını yüksek sesle dillendirmeye başlamıştır. Bu yüksek sesin yankısı, vatanlarında sıcak savaşın mağduru olmuş ve zorunlu iltica etmiş mültecileri büyük bir psikolojik savaşla karşı karşıya bırakmıştır. Mersin’de Ürdünlü küçük bir çocuk kinle dolu bir tokata maruz kalırken, taşıdığı yüke ve baskıya daha fazla dayanamayan 9 yaşındaki Suriyeli çocuk Sakarya’da bir mezarlıkta ne yazık ki yaşamına son veriyor.  Tüm bunları besleyen asıl kaynak ise yine kendini bilmez mülteci ve insan hakları karşıtı siyasetçiler olarak karşımıza çıkmakta. Buradan bir kez daha mülteci çocukları hedef göstererek onların dışlanmasına, taciz, işkence ve ölümüne sebep olan tüm siyasetçi ve akademisyenleri vicdanlı birer insan olmaya davet ediyoruz. Uluslararası Mülteci Hakları Derneği olarak bizler, bu konuda her türlü adımı atacağımızı, konun ve yasalar önünde mücadelemize devam edeceğimizi bildiririz.

İşte tam da böyle bir tablo karşısında bu yıl da buruk geçirdiğimiz 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde tüm çocukların haklarını doya doya yaşayabilmesi ve güvenli ortamlarda çocuk olduklarını hatırlamaları adına bütün yerel yönetimlere ve merkezi yönetimlere geleceğimiz olan çocuklarımız için her türlü yardımı ve desteği sunmaları çağrısını yapıyoruz.

En temel haklardan biri olan yaşama hakkı ihlal edilen her bir mülteci çocuk adına tüm vicdanlara sesleniyoruz; sizleri, bu çocukların seslerine ses olmaya, yardım çığlıklarına karşılık vermeye davet ediyoruz.

Her çocuğun haklarının korunduğu, savaş, fakirlik ve işkence ortamlarından uzak barış dolu bir gelecek hedefiyle, Dünya Çocuk Hakları Günü kutlu olsun.

Kamuoyuna saygılarımızla.